Yazı Detayı
13 Ağustos 2020 - Perşembe 09:27
 
Bozgunda fetih rüyası
Soner Yalçın
 
 

1970'ler başında ekonomik gelişmişliğimiz İtalya ile eşitti.

1980'ler başında ekonomik gelişmişliğimiz Çin ile eşitti.

“Ya bugün” diye sormayacağım!

Kırk – elli yılımızı “Gardırop Atatürkçülüğü” ve “Gardırop Müslümanlığı” didişmesiyle/ birbirimizi hırpalayarak geçirdik.

Bu süreci Çin ortalama yüzde 10 büyüyerek geçirdi.

Bugün Çin, dünyanın en büyük ihracatçısı.

Bugün Çin, dünyanın en büyük yabancı sermayeyi kendine çeken ülke.

Bugün Çin, dünyanın en büyük döviz rezervine sahip devlet.

Bugün Çin, dünyanın en büyük lüks mallar pazarı.

Bugün Çin, dünyanın en büyük elektronik ticaret hacmine sahip.

En büyük demir-çelik üreticisi Çin…

En büyük otomobil üreticisi.

En büyük televizyon üreticisi.

En büyük cep telefonu üreticisi.

Yarı iletkenlere, tahıllara, bakıra, alüminyuma vd. girmeyeyim…

Çin sıradan ekonomiye sahipken son kırk yılda nasıl dünya devi oldu?

Türkiye sıradan ekonomi düzeyini kırk yılda neden aşamadı?

Hâlâ… Ayasofya'yı fethetmekle övünüyoruz; elde kılıç “bozgunda fetih düşleri” görüyoruz!

Hâlâ… Ekonomi-politik modernizasyona kafa yoracağımıza, yorulmaksızın kültürel kodları tartışarak zaman öldürüyoruz!

Kafalarda tek soru yok…

Çin üzerine –Fatih Oktay'ı saymazsak- tek araştırma-inceleme yok…

Kırmızı Kedi Yayınevi'nin sahibi Haluk Hepkon'un özveriyle çıkardığı “Modern İpek Yolu” dergisinden kaçınızın haberi var?

Politikacılara sormak isterim; Henry Kissinger'in Çin üzerine yazdığı kitabı hanginiz okudu?

Kayıtsızlık- ilgisizlik, düşünsel dermansızlık tüm arayışları sekteye uğratmaya devam ediyor ülkemizde…

NEREDEN NEREYE

Bu kez…

Çok geriye gitmeden Çin- Türkiye karşılaştırması yapmak istiyorum:

1912. Sun Yat-Sen liderliğinde Çin Cumhuriyeti kuruldu.

1916. On yıl sürecek iç savaş başladı.

1917. Çin Birinci Dünya Savaşı'na katıldı.

1919. Pekin'de barış antlaşması imzalanması aleyhinde gösteriler düzenlendi. Göstericiler Çin'den yabancı imtiyazların kaldırılmasını istedi.

1925. Sun Yat-Sen öldü. Yerine Çan Kay Şek geçti. Çin, komünistlerinin yardımıyla savaş ağalarını yendi.

1927. Çan Kay Şek komünistlerin çok güçlendiğini düşündü ve karşı harekât başlattı. Çin'in büyük bölümüne hâkim oldu.

1928. Mao, Kızıl Ordu'yu kurdu. İç savaş başladı.

1931. Japonya, Çin'i işgal etti.

1945 İkinci Dünya Savaşı bitti; Japonya yenilerek Çin'den çekildi. Çin'de tekrar iç savaş başladı.

1949. Mao zafer kazanarak Çin Halk Cumhuriyeti'ni kurdu.

Sosyalist devrim harap olmuş bir ülkede iktidara geldi. Onlarca yıldır savaş ve yenilgi gören halk bezgindi. İnsanlar fakir değil, açtı! Fiyat artışı yüzde 100 bin düzeyinde idi.

Çin ağır ekonomik ambargo altındaydı.

Yoksul tarım ülkesi Çin'in, Japonların Mançurya'da inşa ettiklerinden başka sanayi tesisleri yoktu…

Bu süreci Türkiye nasıl yaşadı, biliyorsunuz. Ama bir noktanın altını çizmek istiyorum:

FARK BURADA

Yıl, 1950. Demokrat Parti/ Bayar-Menderes iktidara geldi.

Mao, o yıllar yüzde 7 büyümeyle Çin'i geliştirmeyi sürdürürken; Atatürk döneminde yüzde 7.8 büyümeyle atılımlar yapılan, İkinci Dünya Savaşı'na rağmen siyasi-ekonomik istikrara kavuşan Türkiye'de DP iktidarda kaldığı on yılda ne yaptı:

Kamu geliri/GSMH; CHP'nin iktidarı bıraktığı 1950'de 16.1 iken, DP iktidarı sonunda 1960'da 12.9'a düştü.

Kamu açığı/GSMH; 1950'de 1.5 iken, 1960'da 2.7'ye çıktı.

Ekonomik büyüme 1950'de 9.4 iken, 1960'de 3.4'e düştü.

Enflasyon 1950'de (eksi) -4.3 iken, 1960'da 7.4'e fırladı.

Bugün DP iktidarı deyince çok insanımızın aklına ne geliyor:

-“Türkçe ezanı kaldırdı.”

-“ABD safında Çin'e karşı Kore Savaşı'na katıldık.”

Başka? Başka yok…

Ne diyor Erdoğan, “biz Menderes'in yolundan gidiyoruz.” Haklı! Hali pür melalimiz benzer!

Gerçekçi olmayan popülist ekonomik politikalar Türkiye'yi yine duvara toslattı. 18 yıllık “Ilımlı İslam” iktidarının ülkeyi getirdiği yer burası; siyasi – ekonomik bedeller ödemeye devam edeceğiz. Tek gündemimiz  kültür meseleleri üzerinden ağız dalaşı yapmak!

En kötüsü iktidar hâlâ çöküşe fantastik mazeret arıyor: Yok “üst akıl”, yok “modernizm”, yok “hilafet”, yok “Arapça”, yok bilmem ne laf salatası!

Bu sebeple…

Dünyanın ekonomiyle ilgili her olumlu “en'ler tablosunda” Çin varken, Türkiye'nin esamesi okunmuyor…

Ah! İktidar bir de İstanbul Sözleşmesi'ni kaldırsa kim tutar Türkiye'yi! Ver coşkuyu mahallene; Çin, nasıl dünya devi olmuş umurlarında mı?

 

SÖZCÜ

 
Etiketler: Bozgunda, fetih, rüyası,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Eylül 2020
İktidarın eksikliği
23 Eylül 2020
O Sakallı’ya kulak verin
22 Eylül 2020
Yaptığıyla küçülen lafıyla büyüyemez
18 Eylül 2020
Ahlâk davası
17 Eylül 2020
Kuyunun dibi
16 Eylül 2020
Teyzen haklı dostum!
15 Eylül 2020
Mustafa Kemal ve Atatürk
25 Ağustos 2020
Yolculuk
21 Ağustos 2020
Boşluğa savrulmak
20 Ağustos 2020
Bilal Erdoğan’ın dili
19 Ağustos 2020
Erdoğan’ın oyunculuğu
18 Ağustos 2020
Amerikan kafasıyla düşünmek
14 Ağustos 2020
Derin devlet
12 Ağustos 2020
İnsanı dönüştürmek
11 Ağustos 2020
Maocu dostum
07 Ağustos 2020
Bizim masallarımız
06 Ağustos 2020
Ben anlatamıyorum CIA anlatsın…
05 Ağustos 2020
İşin aslı şudur
04 Ağustos 2020
Kabus bitsin artık
31 Temmuz 2020
Bayram günü yazmak istemezdim
30 Temmuz 2020
İmamoğlu kime lanet okusun!
29 Temmuz 2020
O kılıç, şifre
28 Temmuz 2020
Bu üçüyle hesaplaşan iktidarda kalamaz
23 Temmuz 2020
İktidarın kadın pişmanlığı
22 Temmuz 2020
Şampiyonluğa mecburdu
21 Temmuz 2020
Hafızayı yaşatmak
17 Temmuz 2020
Kripto…
16 Temmuz 2020
Erdoğan kendine sormalı
15 Temmuz 2020
Farkı görebilmek
14 Temmuz 2020
AKP-FETÖ anlaşıyor mu
10 Temmuz 2020
Alçalmadan Yükselenler
09 Temmuz 2020
Provokatif/kışkırtıcı...
08 Temmuz 2020
Aman dikkat
07 Temmuz 2020
Bu kafa
03 Temmuz 2020
Mağdurluktan mağrurluğa
01 Temmuz 2020
Her cami Ayasofya
30 Haziran 2020
İmamoğlu şimdi kazandı
26 Haziran 2020
Basılmamış kitap
25 Haziran 2020
Adliye önü
24 Haziran 2020
AKP’liler okusun
23 Haziran 2020
Karakter suikastı duruşması
19 Haziran 2020
Ahlâk davası
18 Haziran 2020
İki soru soruluyor
17 Haziran 2020
CIA, Kinzer ve Müyesser
16 Haziran 2020
Bu yazdığım suç mu
12 Haziran 2020
“Yeni elbise”
11 Haziran 2020
“Neden”
10 Haziran 2020
Sabah gazetesi
09 Haziran 2020
Asıl kaybeden
05 Haziran 2020
Hangi devlet
04 Haziran 2020
Temel mesele
03 Haziran 2020
Ekranda gördüğüm
02 Haziran 2020
Don’ald Kişot
29 Mayıs 2020
Hırpalanmış ruhlar ülkesi
28 Mayıs 2020
Hatalı algılar-yargılar
27 Mayıs 2020
Kimdir devrimci
22 Mayıs 2020
Beklediğim telefon
21 Mayıs 2020
Hedef, Bahçeli
20 Mayıs 2020
Aslında ne oldu
19 Mayıs 2020
Cumhurbaşkanına mektup
15 Mayıs 2020
Tabu, gerçeğin düşmanı
14 Mayıs 2020
CHP medyası
13 Mayıs 2020
Peki, ne bu
12 Mayıs 2020
Böylesi görülmedi
08 Mayıs 2020
64. gün
07 Mayıs 2020
Hoparlör…
06 Mayıs 2020
3 Mayıs
05 Mayıs 2020
Ufuk’un özeleştirisi
01 Mayıs 2020
Beden üzerinden teslim alınmak
30 Nisan 2020
Anlatamıyorum
29 Nisan 2020
Gönüllü zorunluluk
28 Nisan 2020
Erdoğan sormuyor mu
24 Nisan 2020
Her sonucun başlangıcı var
23 Nisan 2020
O tarih kolay yazılmadı
22 Nisan 2020
İstanbul’da neler oldu
21 Nisan 2020
Bir görüşleri daha çöktü
17 Nisan 2020
Özgürlük yalanı
16 Nisan 2020
Bırakın yazalım
15 Nisan 2020
Kin, zayıfların şiddeti
14 Nisan 2020
Saat 03.00 operasyonu
10 Nisan 2020
Umudumuz COV 19
09 Nisan 2020
Ağacı değil, ormanı görmek
08 Nisan 2020
Hedefteki örgüt
07 Nisan 2020
Peşin Hükümler
Haber Yazılımı