Yazı Detayı
31 Temmuz 2020 - Cuma 09:31
 
Bayram günü yazmak istemezdim
Soner Yalçın
 
 

Bayram günü böyle bir konuyu yazmayı hiç istemezdim.

Ama. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Atatürk'e lanet okuması aklımdan gitmiyor. Çok sinirliyim.

Niyet edip Allah rızâsı için vâcib olan bayram namazını kıldıktan sonra Erbaş'ı okumanızı hiç istemezdim…

Dayanamadım: İşgal günlerinde Müslümanları camiye sokup yangınla katledenlere değil de, Müslümanların kurtuluşunu sağlayan ulu önder Atatürk'e lanet okumasını kabul edemiyorum. Kim Erbaş'ın kıldıracağı namaza saf tutar?

Bunun hesabı nasıl sorulmaz?

Hesap sorulamayacağını bildiği için iktidar gölgesindeki Erbaş, Atatürk'ün Allah'ın rahmet ve affından uzak kalmasını bu kadar rahat söyleyebiliyor.

Sen kimsin be adam? Sen oturduğun koltuğu Atatürk'e borçlu olduğunu bile bile ona küfür edecek kadar edepten yoksunsun!

Sen İslam'ı bile bilmiyorsun. Hz. Muhammet'in hadisinde ne dedi: “Kâmil bir mümin kimseyi kötülemez, lanetlemez, aşırı gitmez ve hayasızlık etmez.”  Ya sen?

Bir Diyanet İşleri Başkanı'nın bu hadisi bilmemesi imkansız. Bu neyin kini Erbaş? Gizli düşmanlığın senin aklını başından almış…

Maalesef… Kaç gün geçti iktidar, beddua okuyan, küfür eden bürokratından hesap sormuyor.  Bu ağır hakareti bir-iki açıklamayla unutturacağını sanıyor…

TARİHSEL HESAPLAŞMA

Haddini bilmez Erbaş, lanet okuyan ağır tahriki, 24 Temmuz 2020 tarihinde cami minberinden söyledi.

Atatürk'e beddua eden Erbaş, yüz yıl önce bu topraklarda neler yaşandığını bilmez mi; bilir. Ama onun bulunduğu yer, “Keşke Yunan kazansaydı” diyen Kadir Mısıroğlu'nun safıdır.

Bu sözler, bu tahrik tarihsel hesaplaşma ürünüdür.

Yoksa Erbaş, Atatürk'e beddua ettiği gün yüz yıl önce 24 Temmuz 1920'de Edirne'yi işgal eden Yunan Ordusu'na lanet okurdu!

Pınarhisar, Lüleburgaz, Babaeski, Kırkkilise'de ezan okumak için minareye çıkan müezzinlere işkence yapan işgalcilere beddua okurdu!

Hayrabolu müftüsünü ayağından iple bağlayarak sürükleyenlere lanet okurdu!

Edirne'ye giren Yunan Kralı Aleksandr'a lanet okurdu. Hayır! Erbaş'ın hedefinde işgalciler değil, Atatürk var…

Gözlerini kör eden, akıllarını durduran neyin hesaplaşması bu?

Kuşkusuz Erbaş'ın ve ona destek verenlerin politik safını biliyoruz.

Hatırlatmama izin veriniz:

Yüz yıl önce İstanbul işgal altındaydı.

Anadolu emperyalistler tarafından paylaşılmış durumdaydı. Yani: “Keşke Yunan kazansaydı” diyenler yüz yıl önce yaşasaydı bayram ederdi!

Erbaşsever iktidara yüzyıl öncesinin sıcak yaz günlerini anımsatmak isterim; bu ülke Erbaşlar ile mücadele edilerek kuruldu çünkü:

HİLAFET ORDUSU

İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan Osmanlı'yı işgal ediyordu.

“Keşke kazansaydı” denilen Yunan Ordusu, Akhisar, Salihli, Soma, Kırkağaç, Alaşehir, Balıkesir, Nazilli, Edremit, Bandırma, Biga, Bursa, İznik, Uşak, Afyonkarahisar'ı ele geçirdi.

Mustafa Kemal liderliğindeki milli güçler canı pahasına vatanı savundu, direniş komiteleri kurdu.

Ve boğaz boğaza çarpışmalar sürerken İstanbul'daki Osmanlı Sarayı karar aldı: Şeyhülislam Dürrizade Abdullah'a Kuvay-ı Milliye güçlerini fetvayla kâfir ilan ettirdi. Başta Mustafa Kemal olmak üzere bağımsızlıkçı hareketin öncülerini ölüme mahkûm ettirdi. Sultan Vahdettin idam kararlarını onayladı…

Yetmedi. İngilizlerin isteğiyle Saray, Hilafet Ordusu/Kuva-i İnzibatiye kurdu.

Hilafet Ordusu Komutanı Anzavur Anadolu'ya seslendi:

-“Göğsümde iman, başımda Kur'an ve elimde padişah fermânı olarak geliyorum. Başta Kemal olmak üzere Kuvay-ı Milliyeci subayların hepsini keseceğim, Kemal'in kafasını padişaha götüreceğim.”

Milli güçlerin üzerine saldırdılar. Düzce, Bolu, Gerede, Safranbolu, Çerkes'te vatan savunması yapan savunan Kuvay-ı Milli güçlerini acımasızca katlettiler. Bu bayram günü Türk askerine ne işkenceler yaptıklarını yazmayayım, yürek kaldırmaz…

Biliniz ki:

Mustafa Kemal'i kâfir ilan eden Şeyhülislam Dürrizade yolundan gidenlerin, tam yüzyıl sonra Atatürk'e lanet okumasına şaşmamak gerekir. Hesapları bitmemiştir.

Erbaşlar, hâlâ Kuva-i İnzibatiye safındadır.

“Keşke Yunan kazansaydı” diyenler, Hilafet Ordusu kurup milli güçleri boğazlayanlarla anti emperyalist cephe kurulamaz.

İktidar, istiklali bozmayı hedefleyen mandacı işbirlikçiler ile hesaplaşmak zorundadır.

Tekrarlamak isterim:

Gerçekten üzgünüm. Bu bayram günü böyle sert yazı yazmak istemezdim. Bayram, neşe günüdür. Birlik- beraberlik, kardeşlik günüdür.

Ama Diyanet İşleri Başkanlığı koltuğunda oturan Erbaş'a dokunulmaz iken, gazeteciler Barış Pehlivan, Müyesser Yıldız'ın hücrede tek başlarına bayram geçirmelerini kabul edemiyorum…

Bu ülkede yurtsever olmak cezasız kalmıyor…

 

SÖZCÜ

 
Etiketler: Bayram, günü, yazmak, istemezdim,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
13 Ağustos 2020
Bozgunda fetih rüyası
12 Ağustos 2020
İnsanı dönüştürmek
11 Ağustos 2020
Maocu dostum
07 Ağustos 2020
Bizim masallarımız
06 Ağustos 2020
Ben anlatamıyorum CIA anlatsın…
05 Ağustos 2020
İşin aslı şudur
04 Ağustos 2020
Kabus bitsin artık
30 Temmuz 2020
İmamoğlu kime lanet okusun!
29 Temmuz 2020
O kılıç, şifre
28 Temmuz 2020
Bu üçüyle hesaplaşan iktidarda kalamaz
23 Temmuz 2020
İktidarın kadın pişmanlığı
22 Temmuz 2020
Şampiyonluğa mecburdu
21 Temmuz 2020
Hafızayı yaşatmak
17 Temmuz 2020
Kripto…
16 Temmuz 2020
Erdoğan kendine sormalı
15 Temmuz 2020
Farkı görebilmek
14 Temmuz 2020
AKP-FETÖ anlaşıyor mu
10 Temmuz 2020
Alçalmadan Yükselenler
09 Temmuz 2020
Provokatif/kışkırtıcı...
08 Temmuz 2020
Aman dikkat
07 Temmuz 2020
Bu kafa
03 Temmuz 2020
Mağdurluktan mağrurluğa
01 Temmuz 2020
Her cami Ayasofya
30 Haziran 2020
İmamoğlu şimdi kazandı
26 Haziran 2020
Basılmamış kitap
25 Haziran 2020
Adliye önü
24 Haziran 2020
AKP’liler okusun
23 Haziran 2020
Karakter suikastı duruşması
19 Haziran 2020
Ahlâk davası
18 Haziran 2020
İki soru soruluyor
17 Haziran 2020
CIA, Kinzer ve Müyesser
16 Haziran 2020
Bu yazdığım suç mu
12 Haziran 2020
“Yeni elbise”
11 Haziran 2020
“Neden”
10 Haziran 2020
Sabah gazetesi
09 Haziran 2020
Asıl kaybeden
05 Haziran 2020
Hangi devlet
04 Haziran 2020
Temel mesele
03 Haziran 2020
Ekranda gördüğüm
02 Haziran 2020
Don’ald Kişot
29 Mayıs 2020
Hırpalanmış ruhlar ülkesi
28 Mayıs 2020
Hatalı algılar-yargılar
27 Mayıs 2020
Kimdir devrimci
22 Mayıs 2020
Beklediğim telefon
21 Mayıs 2020
Hedef, Bahçeli
20 Mayıs 2020
Aslında ne oldu
19 Mayıs 2020
Cumhurbaşkanına mektup
15 Mayıs 2020
Tabu, gerçeğin düşmanı
14 Mayıs 2020
CHP medyası
13 Mayıs 2020
Peki, ne bu
12 Mayıs 2020
Böylesi görülmedi
08 Mayıs 2020
64. gün
07 Mayıs 2020
Hoparlör…
06 Mayıs 2020
3 Mayıs
05 Mayıs 2020
Ufuk’un özeleştirisi
01 Mayıs 2020
Beden üzerinden teslim alınmak
30 Nisan 2020
Anlatamıyorum
29 Nisan 2020
Gönüllü zorunluluk
28 Nisan 2020
Erdoğan sormuyor mu
24 Nisan 2020
Her sonucun başlangıcı var
23 Nisan 2020
O tarih kolay yazılmadı
22 Nisan 2020
İstanbul’da neler oldu
21 Nisan 2020
Bir görüşleri daha çöktü
17 Nisan 2020
Özgürlük yalanı
16 Nisan 2020
Bırakın yazalım
15 Nisan 2020
Kin, zayıfların şiddeti
14 Nisan 2020
Saat 03.00 operasyonu
10 Nisan 2020
Umudumuz COV 19
09 Nisan 2020
Ağacı değil, ormanı görmek
08 Nisan 2020
Hedefteki örgüt
07 Nisan 2020
Peşin Hükümler
Haber Yazılımı